Yabancı bir köpeğe nasıl yaklaşılmalı?

Yabancı bir köpeğe nasıl yaklaşılmalı?

Paylaş / Yazdır :


Merhaba,

Bu yazımızda yabancı bir köpeğe nasıl yaklaşılması gerektiğiyle ilgili detayları inceleyelim istiyorum. Bulunulan ortama, köpeğin durumuna, sizin ruh halinize ve başka değişkenlere göre farklılık gösterebilecek bazı temel davranış şekillerine değineceğim. Doğru bilinen yanlışlara ve yapılmaması gereken hatalara da şöyle bir değineceğiz.

İsterseniz gözlem konusuyla başlayalım. İster uzakta, ister yakınınızda, ister çitlerin arkasında isterse de evde olsun ilk yapmanız gereken şey “sahibine” bakmaktır, sonra da köpeğe. Evet sahibine, şaşırdınız mı? Hayır hayır tabi ki sahibini sevmeye gitmeyeceğiz ama sahibi bize hızlı ve kesin bilgiler verecek. Eğer sahibi yanındaysa bir iki saniyelik hızlı ve kaçamak bir inceleme bize köpeğinin o anki ruh hali, karakteri, eğitimli olup olmadığı, aşıları tamam mı değil mi gibi konularda detaysız ama hızlı ve çok miktarda bilgi verecek. Sadece bir iki saniyelik bir bakış buna yeterli inanın.

Örneğin yaşlıları ele alalım. Eğer köpeğinin tasmasından tutmuş iyi giyimli, parktaki bankta sakince oturmakta olan tonton bir teyzenin elindeki köpeği sevmek istiyorsanız çekinmeniz için pek sebep yoktur. Muhtemelen köpeği “hızlı olmayan” bir yaşama alışmış, sahibi çalışmadığı için sürekli yanında olduğundan ve iyi kötü eve ziyarete gelen olduğundan “sosyal”; vakti bol olan bir sahibe sahip olduğu için de aşıları ve bakımları tam bir köpek olacaktır.

Karşı uçtan bir örnek olması açısından “apaçileri” ele alalım. Hayır, tabi ki amacım kimseye hakaret etmek değil. Ama şimdi ben size ergenlik yaşında, değişik saç tipleri olan deli dolu genç kardeşlerimiz desem gözünüze “onlar” gelmeyecekti. Ama şimdi tek kelime ile kimden bahsettiğimi anladınız 🙂 Böyle bir “kabile şefi” düşünün. Elinde bir köpek, arkadaşlarıyla bağıra bağıra heyecanlı heyecanlı, “kıs kıs kıııısssss” ya da “ıhhaa ha he ha he ha ” gibi anlam veremediğiniz sesler çıkararak size doğru geliyor. Artık köpeğe bakmanıza gerek yoktur. Kaçın..!!! Kaçın derken yolun karşısına geçseniz yeterli, çok panik yapmayın. Şimdi o köpeğe bakmanızı rica ediyorum, evet “şefin” elindeki… Durun tahmin edeyim, ya yavru bir sokak köpeği, ya bir bulldog, ya da sıska ama büyük bir sokak köpeği… Bildim mi? Bulldog’sa birinden emanet alınmış “piyasa” yapmak için. Yavruysa ya sokaktan yakalanmış ya da yine birinden emanet alınmış ki “hanımlarla” iletişim fırsatı doğsun. Ya da bir sokak köpeği ele geçirilip tasmalanmış… Muhtemelen köpeği tanımıyorlar, aşıları hakkında bilgileri yok hatta onlarınsa bile yaptırmamışlar. Köpek fazla heyecanlı bir ruh halinde, muhtemelen korkmuş, gergin, bunalmış durumda ve “kıs kıs kıs” gazlamalarıyla çatacak yer arıyor. Yazdıklarımı fazla ön yargılı bulabilirsiniz ama amacımızın kendimizi korumak için istatistik biliminden yararlanmak olduğunu söylemek isterim, bana kızmayın. Bu iki uç örnekle anlatmak istediğim şey köpeğin sahibinin neredeyse köpek kadar önemli olduğu. Ara örnekler vererek gözünüzde daha da şekilci ve ön yargılı biri haline dönüşmek istemediğimden başka örnek vermeyeceğim 🙂 Özetle demek istediğim şey, sahibini gözünüz tutmadıysa köpeğe yaklaşmayın. Polis köpeği, gümrük muhafaza köpeği, görme engelliler için eğitilmiş köpekler, narkotik köpekleri gibi meslek sahibi köpeklere de sahiplerini rahatsız etmemek ya da köpeği zor durumda bırakmamak için yaklaşmamanızı tavsiye ederim. Bu gibi meslek sahibi köpekler talimat almadıkça size zarar vermezler ama size yüz verirlerse sahiplerinden azar işitebilir ya da görme engellilerde olduğu gibi dikkatleri dağılırsa işlerini hakkıyla yerine getiremeyebilirler.

 

Sahibini hızlıca taradıktan sonra gelelim köpeğe. Bu çok geniş bir konu ve üzerine kitap yazılabilecek detaylar var ama bizim öyle bir zamanımız yok. Bu nedenle aşırı detaydan kaçınacağım. Ancak yine de bazı köpek davranışlarının üzerinden geçelim beraberce. Aynı zamanda da köpeklerin vücut dillerinden bazı “ifadeleri” öğrenelim.

Her şeyden önce köpeğin dış görünüşünü süzerek bir hastalığı olup olmadığını anlamaya çalışın. Bir bakışta görebileceğiniz pek fazla şey yok maalesef ama örneğin kaşınıp kaşınmadığına dikkat edebilirsiniz. Kaşınmanın en olası sebebi tabi ki pirelerdir. Elinizden kolayca vücudunuza ve oradan da varsa petinize ve hatta evinize bile bulaşabilirler. Pirelerin çok fazla türü vardır, bunlardan bazıları hem köpekte hem insanda yaşayabildikleri gibi bazıları evinize bile yumurtlayabilecek türlerdir ve evinizi ilaçlatmak zorunda kalırsınız. Bu riskleri göze almak istemiyorsanız köpeği dokunmadan sevin ya da en azından kucağınıza almaya kalkmayın derim.

Kaşıntının bir diğer sebebi ise uyuzdur. Uyuza neden olan böcek, evet böcek, çok küçük hatta “mikroskobik” bir böcektir ve deri altına yerleşerek deride hasara, kaşıntıya ve tüylerde döküntüye neden olur. Böcek garip geldiyse parazit diyelim, uyuz parazitinden kurtulmak insanda da hayvanda da nispeten kolaydır. Ama niye durup dururken uyuz olasınız ya da petinizi uyuz edersiniz ki? Değmez…

 

Daha uzaktan hem sahibini hem de köpeği süzdük, topu topu birkaç saniye harcadık ama şimdiden fikir sahibi olduk ve ikisini de gözümüz tuttu. Şimdi geldi “asıl konumuza”. Sahibinden izin istedik ve “tabi buyrun” dedi. Şimdi ne yapacağız? Hatta daha önemlisi ne yapmayacağız?

Öncelikle köpeğin beden diline bakıp bize ne mesajlar yolladığına bakalım. Köpeğin iletişime açık, sosyal, iyi huylu ve sevilmeyi uygun bulacak bir köpek olduğundan emin olmamız gerek. Her ne kadar sahibi “Yok bişi yapmas.” demiş olsa da bakalım köpek de aynı fikirde mi? Bize “Sen bi bana dokun da bak sana neler yapıyorum… Hrrr…” mı diyor yoksa “Ay ne tatlışsın, hadi beni sevseneee…” mi diyor onu bir anlayalım. Köpekler çok zeki hayvanlar olduklarından sesle ve kokuyla iletişim kurabilirler. Ama ses yada kokuyla “iletişemediklerinde” uzmanı oldukları beden dilleriyle iletişim kurarlar. İyi huylu ve sosyal bir köpek gözleriyle etrafı süzer, dikkatini bir kedi ya da dişi çekmediyse tek bir noktaya baka kalmaz. Kuyruğu ve kulakları , tabi var iseler, doğal pozisyonlarındadır. Kulaklar cinslere göre farklılık gösterir. Ama köpek kulak kabarttığında, kulağını diktiğinde ya da kulaklarını kıstığında bunu içgüdüsel olarak bilir ve hemen anlarsınız merak etmeyin. İşte biz kulağın bu şekillerde değil doğal şeklinde olmasını istiyoruz. Gelelim kuyruğa. Bazı cinslerde kuyruk geriye doğru ama hafif kıvrık, bazı türlerde bel üstünde haşmetle kıvrılmış ve bazı türlerde ise yere doğrudur. Ama arka bacakların arasında kıstırılmış şekilde değildir. İşte biz kuyruğun doğal pozisyonda olmasını istiyoruz. Kuyruktan istediğimiz bir diğer şeyse eğer mümkünse tatlı tatlı sağa sola sallanması. Evet bildiğiniz kuyruk sallama. Eğer bir köpek sizi görünce kuyruk sallamışsa sizi tehdit olarak görmemiş ve sizinle iletişim kurmaya müsait demektir. Hele o kuyruk sallanırken popo da sallanıyorsa “üüüf” o zaman… Demek ki köpek size bayıldı ve “Beni sevmeye ne dersin?” modunda. O zaman Allah ne verdiyse yumulun… 🙂

 

Bir diğer kontrol noktası ise gözler. Gözler ruhun aynasıdır klişesi neyse ki köpekler için de geçerli. Az önce de bahsettiğim gibi, köpekler normal koşullarda gözlerini bir yere dikmezler ve sakince etrafı tararlar. Gözlerini bir yere dikmişse dikkatini sizden daha çok çeken bir şey vardır ve sizinle iletişim kurmuyor demektir. Vücut dili yanıltıcı olabilir. Diğer sahibini görüp kuyruk sallamakta olan bir köpeğe yapışırsanız sizi reddedebilir hatta ısırabilir. O yüzden sizinle ya da etrafıyla ilgili olduğuna, dikkatini bir yere odaklamadığına emin olun. Devam edelim, gözlerini size çevirdi, yani sizi fark etti ve göz iletişiminiz başladı. Artık tüm tepkileri size bir mesajdır. Hemen gözünü çevirdiyse sizi pek umursamamıştır ama dik dik bakıyorsa sizi süzüyor demektir. İşte burası en kritik noktadır. Sizi süzerken gözlerini hiç kırpmıyorsa, sallamakta olduğu kuyruğunu sallamayı kesmişse, dilini dışarı sallandırdığı ağzı birden kapanmışsa, kuyruğu havaya kalkmış ve belki kıvrılmışsa, belki hafiften homurdanıyor ya da hırlıyorsa, vücuduna meydan okuyan dik bir poz vermişse veya hatta sırt ve kuyruk tüylerini kabartmışsa sizi “yaklaşmamanız” konusunda ciddi ciddi uyarıyor demektir. Uzak durun. Net. Değil dokunmayı, yaklaşmayı bile düşünmeyin. Belli ki “o” sahibini seven, onu her ne pahasına, her ne zaman, her nerede ve her neye karşı olursa olsun koruyacak bir köpek ve işin kötüsü sizi sahibine, sahibinin “sürüsüne” (ailesine, yakınlarındakilere) ya da kendisine bir tehlike olarak algıladı. Bunun olası nedenlerini ise birazdan sizi incelediğimizde irdeleyeceğiz. Bu durumda ne yapıyoruz? ” Yok ya bişi yapmas, bakma atarlandığına.” diyen sahibine “Yaw he he…” diyecek ve köpeğin sabrını ve fıtratını zorlamayacağız, uzayacağız.

Diyelim ki öyle olmadı şöyle oldu; sizi gördü, gözlerini dikti, az önce sizin de sahibine ve ona yaptığınız gibi sizi bir iki saniye süzdü veeee… Kuyruk durmadı sallanmaya devam etti ya da kısaca duraksasa da sallanmaya devam etti! Evrekaaa!!! Sizi sevdi 😉 Ağzı anlık olarak kapansa da tekrar açtıysa, sizi pek umursamadı gibiyse, dudaklarını yalar ya da su içer gibi sakince ağzını açıp kapatıyor ve hafiften başını öne eğiyorsa, kuyruk aynıysa ya da hafiften aşağı iner gibi olduysa her şey yolunda demektir. Sonraki adıma geçebilirsiniz.

Diyelim ki her ikisini de yapmadı, yani dik dik bakıp hırlamadı ya da sizi kabul eder gibi görünmedi de kuyruğunu kıstırıp tedirgin şekilde sağa sola hareket etmeye başladı hatta sahibinin arkasına saklanmaya çalıştı. Geri geri kaçtı, başını yere değecek kadar eğdi, hafif ve tiz şekilde havlama mızıklama arası sesler çıkardı. Durun! Onu korkuttunuz. Neden korktuğu ve bu konuda neler yapabileceğiniz bu yazının konusu olmadığı için girmeyelim çünkü neticede kalıcı ilişki kuracağınız bir köpek değil. Her ne sebeple olursa olsun onu daha fazla ürkütmeyin ve rahat bırakın. Israrcı olursanız ürkmüş bir köpeğin de sinirli bir köpek gibi ısırabileceği ve bazı küçük türleri kucağınıza aldığınızda korkudan altına çiş yapıp üstünüzü ve gününüzü berbat edebileceğini zor yoldan öğrenmiş olursunuz. Köpek çişi kolay çıkmaz söylemiş olayım. Değmez, uzaklaşın.

 

Her şey normal seyrinde ilerledi ve siz de köpeği sevmeye karar verdiniz diyelim. Nasıl hareket etmeniz lazım? Şöyle; en başta şunu anlamalısınız, köpeklerin beden dili okur yazarlığı sizinkinden çok daha yüksektir. Bu konuda doktoraları var gibi düşünün ve ona gönderdiğiniz mesajlara dikkat edin. Konuştuğunuz bu “yabancı dilde” istemeden yanlış şeyler söyleyebilirsiniz. Anlamsız şeyler söylemenizde bir sakınca yok, size bakıp başını anlamaya çalışır gibi yana eğer ve içinden ” Ne diyon yaa anlamıyom?” der geçer. Ama ya ona ” Bana bak patronun benim, şimdi sana egemenliğimi göstereceğim, bak seni bitirrim!” diyorsanız ve o da “Yok yaa? Hadi gel de bakalım kim kimi bitiriyo?” demeye karar verirse? Olmaz. Boşuna hır gür, can acısı ve hastane masrafları. Ne gerek var? O zaman bu yabancı dilde yani beden dilinde ne dediğimize dikkat edeceğiz. Örneğin elimizi “löp” diye köpeğin başına uzatmayacağız. Önce medeni “hayvanlar” gibi tanışacağız. Siz kokuyla tanışamadığınız için bu işi ona bırakın. Bırakın sizi koklasın. Ona doğru epey eğilin, elinizi onun başının üst tarafından değil ağız ya da göz hizasından ona uzatın. Bırakın koklasın. Eğer koklama işini abartır yanlış yerlere yönelip edepsizleşirse haddini bildirirsiniz. Yok aman ha şaka yaptım 😮 Siz o işi sahibine bırakın, zaten o görünce sizden daha çok utanıp tasmasından çekecektir. Diyelim başka yere bakıyordu ve görmedi o zaman basitçe geri adım atın ve sahibinin sizinle ilgilenmesini sağlayın. Bu aşamada yapacağınız ani bir hareket ya da hafif de olsa vurmak ya da itmek doğru olmaz. Ortamı gerersiniz. Huylandıysanız uzaklaşıverin. Diyelim gayet efendi bir köpeğe denk geldiniz ve elinizi öper gibi kokladı geçti. Tamamdır! GBT’nizi taradı ve sizin tehlikesiz olduğunuzu yani bir kedi, aslan, domuz, köpek ya da başka bir şey değil iletişim kurmaya çalışan, sahibi ve sürüdeki diğerleri gibi tatlış bir insan olduğunuzu anladı. Şimdi artık onu abartmadan sevebilirsiniz. Eğer elinizi direkt olarak başının üstüne uzatırsanız ona meydan okumuş ve üstünlüğünüzü kabul edip ona itaat etmesini istemiş olursunuz. Çoğu köpek bu aşamadan sonra bunu dert etmez ya da umursamayıp güler geçer. İnsanlığınıza verir. Ama ya sinirli bir “alfa”ya denk gelirseniz. Olmaz. Gerek yok. Alttan alttan, sakin sakin. Üstünlük taslamadan.

Yeni arkadaşınız hayırlı olsun. Bir daha ki sefere kimlik kontrolüne gerek kalmadan siz daha yaklaşırken kokunuzdan tanıyacak. Unutmayın köpekler yavruyken onlara sahiplik eden birini 15 yaşında yaşlı ve bunak bir köpek olduklarında ve sahibi tanınmaz hale gelse bile kokusunu tanıyıp hatırlarlar. Yapılan iyilikleri ve kötülükleri de…

Aşağıdaki video mükemmel bir örnek. Hem GBT kontrolü, hem mutlu ve popoyla beraber sallanan kuyruk, hem sizi koklamasına nasıl bir duruşla izin vereceğiniz ve hem de sizden rahatsız olmuş bir köpeğin nasıl davranacağı ile ilgili… Köpek yıllardır görmediği, obezken aşırı kilo vererek tanınmaz hale gelmiş olan sahibini uzaktan görsel ve işitsel olarak tarıyor ama tanıyamıyor. Peki yaklaşıp kokusunu alınca ne oluyor dersiniz? İzleyelim…

 

 

Azıcık da sizden bahsedelim. Köpeğe yaklaşırken tehditkar bir görünümünüz olmadığından emin olun. Tamam biz sizin ne kadar iyi yürekli olduğunuzu ve onu sadece sevmek, sevmek ve biraz da sevmek istediğinizi, niyetinizin onu “pıncırmak” olduğunu biliyoruz.. da.. o bilmiyor. O nedenle, elinizde sopa gibi algılayabileceği şemsiye, harita borusu (ne deniyor bilmiyorum o harita ya da çizim taşıdıkları boru gibi şeylere), çocuğunuzun tekerlekli zilli oyuncağı ya da bizzat sopanın kendisi ve benzeri şeyler olmasın. Bırakıverin iki dakika. Ona doğru yaklaşırken koşmayın, bağırmayın, garip sesler çıkarmayın. Gözlerine dik dik bakmayın. Yaklaştığınızda yumuşak bir ses tonuyla ve tatlı tatlı konuşun. Hepsinden önemlisi korkmayın. Köpekler korktuğunuzu anlarlar. Siz belki bir insandan korkunuzu gizleyebilirsiniz ama köpekten asla. Korktuğunuzda adrenalin, dopamin, noradrenalin ve kortizol salgılarsınız. Köpekler bizden yaklaşık ve ortalama 100.000 kat daha iyi koku alabildikleri için sizden fışır fışır fışkıran bu hormonları tabi ki algılarlar. Bunlardan adrenalin ve noradrenalini çokça alırsa sizin ona saldırmak üzere heyecanlandığınızı düşünebilir. Düşünebilir dedim evet, köpekler düşünebilirler. Hatta algıladığı hormonlarla sizin hamile olduğunuzu bile algılayabilirler. Neyse ki size ” Hamile bu, evet bak bu işte.” diyemezler. O yüzden durumu bilmeyen yakınlarınızdan endişe etmenize gerek yok. Tabi siz de o an öğrenmemişseniz. Neyse, korkuyorsanız şansınızı zorlamayın. “Korksam niye gideyim ya bu da boş boş yazmış…” diyenler var duydum sizi. İzah edeyim; kız arkadaşına hava atmak isteyen erkekler, arkadaşlarına “erkek” olduğunu ispatlamaya çalışan erkekler, köpek korkusunu köpeklerle yeneceğini sananlar oradasınız biliyorum. Bu köpek o köpek değil. İnanın bana… Bir de şu var, hafifçe yana doğru dönerseniz yani köpeği omuzdan tam karşınıza almaz da doksan derece sola dönerseniz daha bir iyi olur. Yani sağlak iseniz. Solak iseniz sağınıza dönün.

Buraya kadar anlattıklarım açık ve güzel bir havada tasmasından bağlı ve ipini de sahibinin tuttuğu rüya gibi bir fırsat için geçerliydi. Korkmayın yazının bundan sonraki kısmı daha kısa olacak 🙂

Diyelim ki yine açık havada, ortak alanda, tasmalı ve iple bağlı bir köpek var. Ama bu sefer sahibi yanında değil de bir yere bağlanmış. Çok bir şey fark etmez. Süzmek için illa köpeğe sahibini çağırmasını söylemenize gerek yok, o adımı atlayabilir ve yanında niyetinizi yanlış anlayabilecek bir sahibi olmadığı için istediğiniz kadar köpeği inceleyebilir ve gidip gitmemeye sonra karar verebilirsiniz. Gitmeye karar verirseniz her şey yukarıdakilerle aynı. Ama unutmayın, köpek edepsizlik ederse ya da saldırmaya karar verirse onu geri çekecek biri yok. O yüzden mesafenizi koruyun, arayı biraz daha açın.

Şimdi de kendi bölgesindeki bir köpeği ele alalım. Açık havada bağlı bir bekçi köpeği olsun. Bu gibi köpekler meslek sahibi köpekler olarak adlandırılırlar ve meslek hastalığı olarak ona buna herkese ve her şeye havlama eğilimleri vardır. Bunu bölgelerini korumak, işlerini yapmış olmak ve sahiplerine mamasını hak eden faydalı bir sürü üyesi olduklarını ispat etmek için yaparlar. Bu yanlarının yanı sıra bu köpekler fena halde sıkılmış ve “darlanmış” halde olduklarından sizin sevgi ve oyun önerinize kolayca evet de diyebilirler. İşte zaten bütün mesele bunu net olarak ayırabilmekte. Eğer bekçi olarak eğitilmiş bir plaza köpeğine benziyorsa bence pek yaklaşmayın. Dağın başındaki bir benzinliğin arkasında bağlı ve tuvalete giderken tesadüfen gördüğünüz insan yüzü görmemiş gibi duran bir köpekse bence yine yaklaşmayın. Ama sosyal olduğu tipinden, hareketlerinden, “Gelsene ya oynayalım iki dakka!” der gibi havlamayla üzülme arası çıkardığı tiz seslerden belli bir ev köpeğiyse başka. Muhtemelen “fazla sosyal” olduğu için kaçmasın diye bağlanmış ve bundan fena halde sıkılmış bir köpeğe bakıyorsunuzdur. Yukarıda yazdıklarım aynen geçerli. Kuyruğa, gözlere, sırt ve kuyruk tüylerine, duruşuna bakıyoruz ve gerisini zaten biliyorsunuz.

Bir de ev köpekleri var. Açık havanın rahatlatıcı etkisinden uzak olan bu köpekler kendi alanlarında oldukları için aşırı korumacı olabilirler. Bunlarda sahiplerine yaranmak için “artistliklerinden” yaptıkları yalandan havlama durumu çok olur. Bunlar bağlı olmazlar. Ev sahibi zaten ne yapacağını biliyordur ama siz de ona yardımcı olun. Çünkü o da aslında ne yapacağına köpeğinin size olan tepkisine göre karar verecek. Genelde kapı hafiften aralanır ve köpek havlamaktadır, siz olduğunuz anlaşılınca sahibi köpeği tasmasından tutar ya da kucaklar ve sizi buyur eder. Korkmamaya çalışın. Belli etmemeye çalışın diyemiyorum çünkü bu satırlara “löp” diye atlamadıysanız sebebini biliyorsunuzdur 🙂 Yaşasın çok kötüyüm 🙂 Neyse, bu durumda siz yine elinizi alttan ve sakince ona doğru uzatın ya da bırakın paçalarınızı koklasın ve anlasın ki siz sürünün ve alfanın (sahibinin) dostusunuz. GBT’nize baktı anladı. Bundan sonrası kolay. Eğer köpek size ısınmadıysa şansınızı zorlamayın. Sahibini kıskanabilir, kendini alfa sanıyor olabilir ya da bölgesini işgal edeceğinizi sanabilir. Bu durumda sahibi zaten odaya götürecektir, götürmezse siz rica edin. Tamam ben de odaya gitmesini istemiyorum ama mevcut durumda pek çözüm yok gibi. Ama illa bu meseleyi halledelim diyorsanız hay hay halledelim. Şunu deneyebilirsiniz. Bir sandalyeyi ortalık bir yere koyup oturun. Elinizi kolunuzu önünüze alın toparlayın, ama kollarınızı bağlamayın ya da havaya kaldırmayın. Diz üstünüze koyabilir, dizlerinizin arasına alabilir, ya da göbeğinizde birleştirebilirsiniz örneğin. Eğer ısırma falan gibi davranışı olmamışsa ama rahatsız görünüyor ve sadece havlıyorsa sahibi sıkıca tutsun. Arkanızdan yaklaştırsın ve sizi incelemesine, koklamasına müsaade edin. Hiç tepki vermeyin. Arkanızı dönmeniz aklını karıştıracak. Çünkü orada olduğunu bildiğiniz halde arkanızı dönmeniz onu dost olarak gördüğünüzü ve ona son derece güvendiğinizi gösterecek. Kötü niyetli bir yabancı bunu asla yapmaz. Üstelik koklamasına bile ses çıkarmıyorsunuz vay be! Biz bu tekniği köpekleri birbirleriyle ya da kedileri köpeklerle tanıştırmak ve alıştırmak için kullanırız. Ama insanlarda da işe yarar merak etmeyin. İşin sırrı tepki vermemek ve dilediğince koklamasına izin vermek, sakin olmak.

Peki ya yanınızda köpeğiniz varsa ne olacak? İşte o başka bir yazının konusu 🙂 Tabi ki burada sizi sıkmadan her şeye, her detaya ve her olasılığa değinmek ya da her şeyi anlatmak mümkün değil. Neticede bu bir kitap değil, sadece bir gönderi. Elimden geldiği, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Umarım aradığınızı bulmanıza yardımım olmuştur.

Sorunuz olursa buralardayım, aşağıdaki yorumlara yazabilir ya da iletisim@petyurdu.org adresine mail atabilirsiniz. Memnuniyetle ve elimden geldiğince cevaplarım, söz 😉

Yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Faydası olması dileklerimle…

 

 

Paylaş / Yazdır :



Warning: implode(): Invalid arguments passed in /home/petyurdu/domains/petyurdu.org/public_html/wp-content/themes/petclub/fw/core/core.socials.php on line 119

6 Yorumlar

  • Ayşenur on 7 Ekim 2017 11:47 AM Cevapla

    Merhaba guzel bi yazi faydali bilgiler ve detaylar var. Peki kucuk cocugumuz sevmek isterse nasil hareket etmeliyiz? Sorun yasarsak hemmcocugumun zarar gormesinden hem de psikolojik olarak etkilenip kalici bi korkusu olmasindan cok cekiniyorum tesekkurler.

  • ersin on 31 Ekim 2017 10:50 PM Cevapla

    Merhaba Ayşenur Hanım,
    Sorunuzu şimdi gördüm, geç kalan yanıtım için özür diliyorum.
    Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ben çocukların çok iyi tanınmayan köpeklere hiç bir nedenle yaklaştırılmaması taraftarıyım. Çocuğunuz yoğun şekilde köpeğe dokunmak ister durumda değilse ve köpeği çok iyi tanımıyorsanız çocuğunuzu yaklaştırmayın. Hele ki ilk defa bir köpeğe yaklaşacak ya da dokunacaksa bu konuya daha da dikkat etmelisiniz. İnsanlarda köpek korkusu genellikle çocuk yaşta edinilmiş kötü tecrübelerin eseridir.

  • ersin on 31 Ekim 2017 10:51 PM Cevapla

    Çok uzatmadan şöyle özetleyeyim, çocuğunuz istekliyse, 5 yaş ve üstü ise (bebekleri bence kesinlikle yaklaştırmayın), köpek ve sahibi yukarıdaki kriterlere uyuyor ise siz önce, çocuğunuz arkada olacak şekilde yaklaşınız. Eğer çok ağır değilse çocuğunuz kucağınızda olsun ve siz yan durarak köpekle çocuk arasına giriniz. Her ikisinde de amacımız olası bir hırlama ya da saldırı durumunda çocuğunuzla köpek arasında bir bariyer olmanız ve çocuğu hızla uzaklaştırabilecek durumda olmanız. Eğer çocuğunuz köpekten çekinmiş gibi duruyorsa ya da köpek yukarıdaki yazıda belirttiğim nitelikleri taşımıyorsa bu buluşmayı erteleyin.

  • ersin on 31 Ekim 2017 10:52 PM Cevapla

    Yaklaşma ve sonrasında yapılacaklar yukarıdakilerle aynı ama önce siz yapın sonra çocuğunuza yaptırın ve hep aralarında olun. Diyelim ki yaklaştınız ve bir şeyler yanlış gitti, bu durumda çocuğu hızla ve gerekliyse sert şekilde köpekten uzaklaştırın. Yerdeyse ve gücünüz yetiyorsa hemen kucağınıza alın. Köpekler ilk saldırıda ısırma ve ilk hedeflerine kitlenme alışkanlığına sahiptir. Yani köpek çocuğunuzu ısırmak için hamle yapmışsa derhal araya girerek kendiniz için çok da endişe etmeden püskürtme davranışında bulunabilirsiniz. Her ne pahasına olursa olsun köpeği çocuğunuzun boynundan, karnından ve kol-bacak içlerindeki atar damarlardan uzak tutunuz.

  • ersin on 31 Ekim 2017 10:52 PM Cevapla

    Köpeklerin çoğu ısırınca çekme ve sallama eğilimindedir. O çektikçe siz de onunla aynı yönde hareket etmeye çalışın, aksi yönde çekiştirmek daha ciddi ve derin yaralanmalara neden olur. Köpeklerin cinslerine göre çok farklılık göstermekle beraber vurmak, bağırmak, kuyruğu ve arka ayakları çekmek, erkek köpeklerde testisleri sıkmak, karnına vurmak, gözlerine saldırmak, burnunu acıtmak gibi davranışlar köpeklerin hedeflerini bırakmalarına veya değiştirmelerine sebep olabilmekte. İçinde olduğunuz durumda her ikisi de kabul edilebilir durumda olacağından denenebilir. Pitbull gibi bazı köpeklerin çenelerini kitleyebildikleri doğrudur. Bu gibi köpekler acıya da aşırı dayanaklı olduklarından baş edilmesi en zor köpek tipidir. Bu gibi durumlarda köpeğin üzerine yatılabilir, havaya kaldırılarak ayakları yerden kesilebilir, başı ve boynu kontrol altında tutulabilir… Bunlardaki amaç köpeğin kafasına sallayarak ve çekiştirerek daha fazla zarar vermesini engellemektir.

  • ersin on 31 Ekim 2017 10:53 PM Cevapla

    Köpek kontrol altına alındıktan sonra çenesine uygun kalınlıkta tahta, sopa, boru ya da benzeri cisimler sokularak daha derin ısırması engellenir. Aynı zamanda da herhangi bir gevşeme ya da ısırık tazeleme anında daha da çene gerisine çekilerek aynı ya da daha derin ısırması engellenir. Pitbull’lar bile yorulurlar ve bırakırlar. Önemli olan bu süreyi ve zararı minimize etmektir. Eğer boyun kaptırılmışsa boğulma ve kan kaybı ile ölüm riski nedeniyle, eğer hayvan bırakmamakta ısrarlıysa derhal öldürülmelidir. Aksi halde hedefin ölümü kaçınılmaz olabilir. İç karartıcı oldu sanki ama konu çocuk olunca mecburen değinmek gerekiyor. Umarım sorunuza yanıt olmuştur, aklınıza takılan bir şey varsa lütfen çekinmeyin sorun söz bu sefer daha kısa zamanda yanıtlayacağım 😉 Karakter sınırı nedeniyle parça parça yazmak durumunda kaldım… Selamlar, sevgiler.

Yorum yazın



E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacatır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

Telefon: +90 532 547 5472 Whatsapp
Faks: -
Muğla
İstanbul
Araç çubuğuna atla